Merhaba
Görüntülemekte olduğunuz web sitesi Yusuf İbili'ye aittir. Yaşadığım tecrübelerden yola çıkarak sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Dileğim faydalı olması.
Sitede yer alan içerikleri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Daha önce ki “Private Shopping Konsepti Üzerine” ve “Private Shopping ve Üç Stratejik Karar Bileşeni” yazılarımda sizlere önemli bilgiler vermiştim. Bu İş Modeli son yıllarda çok popüler çünkü girişimcilere yaşattığı farklı tecrübeler ve yatırımcılar için de kısa vadede olan geri dönüşler sayesinde geliştirilen, üretilen proje sayısını artırdı.
Uzun bir süredir bu İş Modeli üzerinde çalıştığım ve proje yönettiğim için dünyada ki diğer örnekleri de takip etmem gerekiyor. Sizlerle popüler olanları paylaşmak istedim.

Markafoni – Twitter Sayfası – Üye Kayıt Sayfası – Davetiye Kodu: privatesalesin@gmail.com

Limango – Twitter Sayfası – Üye Olmak için privatesalesin@gmail.com ‘a mail gönderin.
Düşünün: Metro’dan çıktınız tünelde ilerliyorsunuz. Işık gözüküyor ve tepeye ulaşacaksınız. Yürüyen merdiven ile salına salına mı çıkardınız yoksa tıpış tıpış adımlayarak normal merdivenlerden mi?
Cevaplayın: Dürüst olarak (kendinize) ilk bu sorunun cevabını verin ve daha sonra şu aşağıda ki videoyu izleyin.
Demek ki istersek video da yer alan insanların %66’sı normal merdivenleri seçtiği gibi bizde seçebiliriz.
Sonuç: Siz eğer İşletmenize, E-Ticaret sitenize daha çok müşteri ve bu müşteriler sayesinde büyük ciroları gerçekten istiyorsanız çok zor değil. Çünkü müşterileriniz isteyince (tercihini sizden yana) yapabiliyor(muş)!
IBM tarafından yayınlayan “The end of adversiting we know it” adlı araştırmasına baktığımızda mesajı çok iyi aktaran bir çalışma var.
Segmentasyon nedir? Pazar içinde var olan grupların, pazarlamacının istekleri ve ürünün özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenmesidir. Çeşitli şekillerde bölümlenebilir. Bu şekillerin en çok kullanılanları demografik bölümleme, coğrafi bölümleme, psikografik bölümleme ve davranışsal bölümlemedir.
Segmentasyon ne işe yarar? Pazarın tamamına nüfuz etmeye çalışmaktansa, pazar içinde ürünü alma ihtimalinin daha fazla olduğu grupların belirlenmesine yarar.
Şimdi E-Ticaret işi yapıyorsak ve Online Alışveriş Sitemiz varsa hele ki Niş bir alanda hizmet üretiyorsak Segmentasyon bizim için çok önemli. Pazarlama bütçeniz geniş olabilir, çok iyi bir site tasarımına da sahip olabilirsiniz hatta sahip olduğunuz müşterilerin hepsi memnundur fakat işlem hacminiz/cironuz artmıyor ise bunun sebebi Segmentasyon sorunudur.
Çözüm: Hizmet ürettiğiniz Pazarı iyi tanıyın ve doğru iletişim kanallarını belirleyin. (Örn:Yukarıda paylaştığım şekilde bireylerin eğilimlerini görebilirsiniz.) Bu konu da size en verimli sonuçları verebilecek kesim Sosyal Medya üyeleridir. Reaksiyona girdikçe aldığınız geri dönüşler artacaktır. Aynı zamanda pazarlama çalışmalarınız böylece istenilen hedeflere tam ulaşacaktır.
Yukarıda ki grafiği IBM’in “Digital Consumer survey results” çalışmasından aldım. Grafikte “Adaptasyon ve Kullanım” oranlarını açıkça görebiliyoruz.
Şimdi elimizdekileri toparlayalım ve bir sonuca varalım. Yer aldığımız pazarda ki müşterilerimizin farklı eğilimleri var. En iyi sonucu alabilmek için ne yapmamız gerekiyor, eğilim değişkenliklerini gözlemlememiz gerekiyor. (Segmentasyon’un temeli.) Yani onların yer aldığı ağlarda bizlerinde yer alması gerekiyor. Bunlar gördüğünüz gibi çoğunlukla Sosyal Ağlar. (Facebook, Twitter, FriendFeed, MySpace vb.) Çünkü Sosyal Ağlar’da insanlar ilk başta sorularına cevap bulabiliyorlar. İsteklerini karşılayabiliyorlar. Herşeyi paylaşabiliyorlar. İşte siz bunu kullanacaksınız.
Siz bu ağlara katılıp adaptasyon sağladıkça insanlara aslında ne yaptığınızı daha iyi anlatabileceksiniz. Segmentasyon için elinizde kullanabileceğiniz değerli veriler oluşacak. Kuracağınız iletişim size aşık ve sadık müşteriler olarak geri dönecek. Paralel olarak sizin sağladığınız adaptasyon kadar onlarında ürettiğiniz hizmetlere adaptasyonu artacak. Böylece işlem hacminiz ve cironuz artacak.

Deneyimsel Pazarlama Örneği – Müşterilerinize temiz tuvalet sunmak yerine onlara ihtiyaçlarını giderirken kendilerini rahat hissedebilecekleri alanlar sunmanız daha iyi olmaz mıydı? Bırakın rahat rahat saçlarını tarasınlar, makyajlarını tazelesinler hatta belki kilometrelerce uzaktan arayan sevgilisi, annesi, babası ile doya doya görüşebilsinler. Müşteriyi marka çemberiniz içerisinde tutun ve olabildiğince ihtiyaçlarına cevap verin. Sonuçlarını gözlemleyin!
- Deneyim kendiliğinden olmaz; planlanmaları gerekir. Bu planlama sürecinde yaratıcı olun; süpriz yapın, merak ettirin hatta kışkırtıcı olun. Etrafı hareketlendirin.
- Ö nceliği müşterinin yaşayacağı deneyime verin. Markanın sağlayacağı yararlar ve özellikleri sonra gelir.
- Detaylar üzerinde düşünmeyi saplantı haline getirin. Geleneksel memnuniyet modellerinin duyumsal, iç gıdıklayan, beyin patlatan, vücut titreten kısmı eksik. Bırakın müşteri bayram yapsın.
- Markanızın ördeğini bulun. Yıllar önce Hong Kong’daki Conrad otelinde kaldım. Banyoda, küvetin içinde parlak sarı, plastik, kırmızı gagalı bir ördek konulmuştu. Bu fikre aşık oldum ve tüm konuşmalarımda ördekten bahsettim. O Oteli düşündüğümde aklıma gelen ilk şey olan o ördek, bana o otelde yaşadığım deneyimi hatırlatan bir başlangıç noktası oldu.
- Tüketim sürecini düşünün; Ürünü değil. “Banyo keyfini” düşünün, “tıraş bıçağını değil. “Seyahate” odaklanın “ulaşıma” değil.
- Bütünsel bir deneyim yaratmak için uğraşın. Duyuları uyaran, kalbe seslenen, beyni zorlayan, insanların yaşam biçimlerine eklemlenen deneyimler yaratın.
- Deneyimsel etkiyi takip edin ve bir profil oluşturun.
- Değişik metodları eklektik bir biçimde kullanın. Bazı yöntemler kantitatif bazıları kalitatiftir. Bazıları sözel bazıları görseldir. Kimileri yapay ortamlarda kimileri hayatın içinde gerekleştirilir. Yaratıcı olun ve güvenilirlik, geçerlilik ve metodolojik derinliği sonra düşünün!
- Farklı alanlarda yaşanan deneyimin nasıl farklılaştığını gözlemleyin. Markanız yeni bir alana, yeni bir sektöre, ülkeye ya da sanal aleme girerken yaratacağınız deneyimin nasıl farklılaşacağını düşünün.
- Şirketinize, markanıza dinamizm ve “Diyonizm” ekleyin. Çoğu marka sahibi çok çekingen, yavaş ve brokratik. Diyonizyen terimi tutkulu ve yaratıcı olmakla özdeştir.
Kaynak: Bernd H. Schmitt’in “Experiential Marketing” adlı kitabından alınmıştır.
Sonuç olarak bunları uygulabilirseniz “Markanıza Aşık Kitle”niz kendiliğinden oluşacaktır. Sizi savunan, konuşan, eleştiren, tartışan, reklamını yapan ve sadık olan! Geri dönüşleri hızlı ve gözlemleyerek alabilmek elinizde.
Sizce reklamlara tonlarca para harcamak yerine müşterilerinize farklı deneyimler yaşatmanın zamanı gelmedi mi?



